FLAŞ HABER
 SEMRA HOCAYLA SEVİŞİYOZ!


Yine bahar geldi, yine sevdanın ve aşkların depreştiği günlerdeyiz. Her köşe başında her kıyı köşede bir aşk, bir sevda türküsü, sözü gökyüzüne doğru usul usul uçuyor.


Her insan âşık olur, sevdalanır. Buna diyecek bir sözümüz olmaz. Âşık olmalı ki sevmeyi öğrensinler. Öğrensinler sevdayı ki hayatlarını, kendilerine de başkalarına zulmetmesinler.


Amma velâkin aşklarını doğru kişide bulsunlar, kendileri de her daim doğru kişiler olsunlar. Bunda öte, Allah mesut bahtiyar etsin demekten başka bize diyecek bir şey olmaz. 


İşte dememiz o ki, insan öyle bir aşkın içine düşüyor ki imkânsız türünden. Âşık olana mı, âşık olunana mı kızalım karar veremiyoruz. En iyisi ikisine de kızmak. İkisine de kızalım, çünkü ikisi de akıl ve zekâlarını geride bırakmışlar. Duygularını kral yapmışlar, ne derse yapıyorlar. 


Ne mi anlatıyoruz, derdimiz mi ne? Derdimiz tabii ki Türkiye gündemine bomba gibi düşüp, medyanın ve milletin gündemine henüz girememiş Türkiye-İsrail aşkı. Nerden mi çıktı bu aşk. Rus uçağını düşürdük, kucağımıza İsrail-Türkiye, Türkiye-Almanya aşkı düştü.


Almanya’yı bir nebze anlarsınız. Baba dostumuz bizim onlar dersiniz. Bu İsrail neyimiz bizim. Ne baba dostumuz, ne ana dostumuz, ne de kan bağımız var. Korsan bir devlet, zalim bir devlet, Allah’ın bizzat kendisine savaş açmış vahşi bir ırk.


Anlarız, Dünya’da insanlar ve ülkeler arasında bir denge vardır. Lakin denge İsrail yararına değil, Türkiye üzerine ve faydasına kurulur. Cenazelerde sevdiklerinizin kabrinde okuduğunuz kitabınız, atalarınız ve ortak akıl der ki, İsrail’den dost olmaaaz.


Çok yakında İsrail’i Nato’ya da, Avrupa Birliği’ne de alacaklar görürsünüz, demedi demeyin.Ülkemizin onayı ile hem de. Ortadoğu ülkesi İsrail, nasıl ki tüm spor müsabakalarını Avrupa’da yapar olduysa bunu da sağlamak çok yakındır.


Nereye, nasıl, hangi usulle yerleşir bu Hükümetin İsrail aşkı mantığı onu bilmem. Bildiğim tek şey var. Cuma günü namaz çıkışı kahrolsun İsrail deyi, İsrail bayrağı yakan cenah kayboldu, bir tek onu biliyorum.


Bu cenah, en İslamcı, en kökten Müslüman, en kurtarıcı diye gezer dururdu ülke sathında. Hala da öyleler. Kimseye de bırakacaklarını sanmam. İsrail adını duyar duymaz, tüyleri diken diken olurdu. Ve bir gün, ama mutlaka bir gün bu İsrail’e yaptıklarının hesabını soracağı güne saat sayıyorlardı. Gazete manşetlerinde, çay sohbetlerinde, toplantılarında bir numaralı düşman sayıyorlardı. Ne gazetelerinde, ne çay sohbetlerinde, ne toplantılarında bir tek kelamları var. Sadece tıss. Çok yakında biricik sevgilim demelerini bekliyor, yine bekliyorum aziz okuyucular.


Sanki birileri sırrını teslim etmiş bunlara, Rahmetli Kemal Sunal gibi. Demiş ki bunlara; kimseye söyleme, biz Semra hocayla sevişiyoz. Siz bu Semra hocayı İsrail olarak değiştirebilirsiniz.


Bu İsrail âşıklarını, bu ünlü İslamcı edebiyatı yapanların sessiz kalışlarını görünce kahrediyorum. Ne yer ne içer bunlar, bazen değil çokça düşünüyorum. En çok da aynı kitabı mı okuyoruz diye düşünüyorum.


Valla tek diyeceğim şey var. Beyler ve bayanlar dinleyiniz ve bakınız! Seversiniz bunu siz. İngilizcede böyle bir kalıp olmamasına rağmen diyeceğim ve işte diyorum: ONE MİNUTE.

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner184