FLAŞ HABER
    İLK KOŞAN İLKYARDIMCILAR

Öğretmen olduğum için çok mutluyum. Hayatımda yaptığım hiç bir uğraş eğitmenin ve öğretmenin verdiği hazzı yaşatmadı bana. Sevdiğim bir işi yaptım yıllarca ve yüzlerce yüreğe dokunarak, yüzlerce ruhu arındırdım ayrık otlarını temizler gibi bir bahçıvan edasıyla. Nasıl mutlu olmaz ki insan böyle güzel bir hayatı yaşamakla ve yaşatmakla.

Öğretmen olmaya üniversite yıllarında karar vermiştim. Yüksek Hemşirelik Okulunda okurken aynı zamanda hemşire olarak Göğüs Hastalıkları Hastanesinde çalışıyordum. Hem çalışıp hem okumak zor olsa da ideallerim için tüm zorluklara göğüs geriyordum. Mezun olunca hastane başhekimi çalışmalarımdan memnun olduğu için başhemşire olarak hastanede çalışmaya devam etmemi istedi. Ancak ben kararımı çoktan vermiştim. Madem işini iyi yapan bir sağlıkçıydım işini iyi yapan sağlıkçılar yetiştirmeliydim. Bunun daha doğru olacağına inanmıştım yürekten.

 İlk görev yerim Erzincan Atatürk Sağlık Meslek Lisesi idi. 1991 yılında yeni açılan bu okulun ve öğrencilerimin ilk kadrolu meslek dersleri öğretmeniydim artık. Birbirimizle çabuk kaynaştık. Onlar öğrenmeye bende öğretmeye meraklıydım. Bildiğim her şeyi onlarla paylaşmak ve öğretmek için büyük bir heyecan ve tutkuyla gece yarılarına kadar çalışıyordum. Şimdi ki gibi   bilgisayar ve internet yoktu. Bana soru sorarlarsa bilemezsem çocuklara eksik öğretmeyeyim diye kütüphanede geç saatlere kadar çalışmak hiç yormuyordu beni, aksine keyif alıyordum.

İlkyardım dersi öğrencilerimin ve benim en sevdiğimiz dersti. Önce teorik olarak anlatır sonra da birlikte uygulardık öğrendiklerimizi. Kalp masajı, suni solunum, hasta ve yaralı taşıma teknikleri, yaralanmalarda ve kanamalarda ilkyardım konularını anlatırken; ”çocuklar iyi öğrenin bunları. Hiç ummadığınız bir anda kazayla karşılaşırsanız panik yapmadan soğukkanlılıkla ve cesaretle uygularsınız bildiklerinizi ve insanların hayatını kurtarabilirsiniz” derdim. Böylece bilginin ve bildiğini uygulamanın önemini pekiştirirdim. Daha Lise 2. Sınıfta olan öğrencilerimin maket üzerinde uyguladıkları her şeyi gerçek hayatta uygulamak zorunda kalacaklarını onlarda bende bilebilir miydik?

Evet  Erzincan’da 1992 yılında meydana gelen depremde çok canlarımızı için kaybettik.  Çok canlarımızda göçük altında kaldıkları için yaralandı ve sakatlandı. Daha dün gibi gözümün önünde o manzara. Deprem olduğu zaman şehir dışındaydım. Haber alır almaz büyük bir korkuyla ve merakla hemen geldim güzel memleketime. Hastaneye koştum hemen yakınlarımı,  akrabalarımı arıyordum telaşla. Çünkü telefonla ulaşamamıştım. Şehrin halini görünce hastanede olabileceklerini düşünmüştüm. Can pazarı yaşanıyordu şehrin her köşesinde. Kızılay çadırı kurulmuş sağlık personelleri herkese yardım etmeye çalışıyordu. Birde baktım öğrencilerim hastaları taşıyor, kimisi kanamalarını durduruyor, kimisi kırıkları tespit ediyor, kimisi dikiş atıyor. O an tarifi  imkansız duygular yaşadım. Bir öğretmen olarak demek ki vermek istediğim mesajları doğru vermişim. Vicdanlı, merhametli ve her durumda yardıma ilk koşan ilkyardımcılar yetiştirebilmişim. Keşke bunları yaşamak zorunda kalmasaydık… Ancak yaşamak kaçınılmaz olduğunda en doğrusu en doğru zamanda yapabilecek cesur, yürekli, soğukkanlı ve merhametli sağlıkçılar yetiştirdiğim ve böylece insanlığa faydalı olduğum için çok onur ve gurur duydum.

O gün hissettiğim duygular tüm meslek hayatım boyunca da devam etti. Yetişmesinde katkım olan bir öğrencime söylenen “ Allah razı olsun sizden ve sizi yetiştirenden” sözü yaşamımın gerçek amacını hissettirdi bana. İyi ki öğretmen olmayı her şeyden çok istemişim. Şimdi düşünüyorum da hayatımda verdiğim en güzel ve doğru karar buymuş. İyi ki öğrenenim, iyi ki öğretenim ve iyi ki ÖĞRETMENİM.
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner184