Biz doyumsuz insanlarız.


 Biz doyumsuz insanlarız. Hayatlarımızda bir kez de olsa yerle gök arasında bir yerlerde sıkışmış olan, tadına bakanın kendinden geçeceği o muhteşem duyguları barındıran meyveleri istiyoruz. Buna rağmen hiçbirimiz kabuğumuzdan çıkıp gerçeklerle yüzleşerek hep bir basamak üstü hedefleyemiyoruz. Meyveler olgunlaşsın ve tepemize düşsün istiyoruz. Kabuğumuzdan uzun süre için çıkmayalım, zarar görmeyelim, yüzleşmeyelim istiyoruz. Lakin bilmiyoruz ki o meyveler acılaşmadan kopmayacak dalından ve tadına baktığımızda bizi mutluluğun kollarına bırakmayacak. Sabrımızı zorlayan zincirlerin kıvılcımlarıyla bedenimizi yanmaya mahkum bırakacak.

      Zevk denizinde boğulmak hepimiz için mükâfat gibi geliyor. Kurtulduğumuzda ise bizi kurulayacak tek şeyin dertlerin havlusu olduğunu bilmiyoruz. Bilmeden yaşıyoruz ve başımıza gelen her şeyi ya kader gibi çok da alakası olmayan terimlerle ilişkilendiriyoruz.

      Hayatın renk cümbüşünden oluştuğunu bilmiyoruz. Öğretmek isteyenleri cahil ilan ediyoruz. Oturup öylece beklediğimizde ölümün kollarının bizi bulamayacağını sanıyoruz. Hiçbir şey yapmadığımızda zamanın bizi etkilememesi gerektiği düşüncesine inanıp asla yaşlanmayacağımızı sanıyoruz. Yanılıyoruz ve bunu katiyen kabul etmiyoruz.

      Dipsiz karanlığı aydınlatmak için görevli olan yıldızları fal baktırmak için kullanıyoruz. Hatta bunun için en değerli varlıklarımızı kaybetmeyi göze alarak bir hilekârın eline bakıyoruz. Ve hayatımızı en iyi böyle idame ettirebileceğimiz gerçeğine kanıyoruz.

      Kendine gel ey adem oğlu! Bu kadar beceriksiz ve değersiz olabilir misin? Sen ki tüm canlıların en üstünüsün. Neden böyle bir ahval içerisinde sesini çıkarmıyorsun? Neden sisteme uymak zorunda hissediyorsun kendini? Kaldır başını ve önüne bak. Kır kabuğunu ve rüzgarın vücudunu gıdıklayarak sunduğu hazzı hisset. Güneş’in tenini göz kamaştırıcı kıldığını, Ay’ın sunduğu loş ışıkla mükemmelleştiğini gör. Hep korktuğun şeylere meydan okuyarak ağzını sulandıran meyvelere ev sahipliği yapan ağaca çevir gözlerini. Uzan. Ulaşamadıkça, vazgeçme fikrinin seni zehirlemesine izin verme. Bir merdiven yap kendine. Merdivenin merdiven olması için herkesin bildiği türden bir merdiven olması gerekmez! Taşları koy üst üste. Ya da aklını kullan. Bir kuşu gözlemle ve kanatlarını geçir kollarına. Belki de yerle gök arasına ulaşmanın en kolay yoludur bu. Belki de hayatın sırrı ağacın meyvesinde değil, yerle gök arasında bir yerlere ulaşabilmekte saklıdır.

      Kendine gel ey adem oğlu! İstediğin ve doğru bildiğin yolda tek başına da olsa yürüyeceksin. Yoksa kim çıkarır seni korkutucu gördüğün, zifiri karanlık denen illetin ininden?

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner184