“ BEN BU YÜKÜ NEDEN TAŞIYORUM “
Kemal,yamaç tırmanışı yapmak isteyen genç bir delikanlıydı.
 Bir gün cesaretini toplayarak bir grup tırmanışına katıldı. Tırmanacakları yere vardıklarında, neredeyse duvar gibi dik, büyük ve kayalık bir yamaç çıktı karşılarına. Tüm korkularına rağmen, Kemal azimliydi.
 Emniyet kemerini taktı, ipi yakaladı ve kayanın dik yüzüne tırmanmaya başladı. Bir süre tırmandıktan sonra, nefeslenebileceği bir oyuk buldu...
 Orada asılı dururken, gruptan yukarıda ipi tutan kişi dalgınlığa düşerek ipi gevşetiverdi. Aniden boşalan ip, hızla Kemal´in gözüne çarparak lensinin düşmesine neden oldu.
 Lens çok küçüktü ve bulunması neredeyse imkansızdı. Lens yamacın ortasında bir yerlerde kalmıştı ve Kemal artık bulanık görüyordu. Ümitsizlik içinde Kemal, lensini bulması için Allah´a dua edebilirdi yalnızca...
Ve içten içe düşünüp dua etmeye başladı.
"Allah´ım ; Sen şu anda buradaki tüm dağları görürsün. Bu dağlar üzerindeki her bir taşı ve yaprağı bildiğin gibi, benim lensimin yerini de biliyorsun. Onu bulmama yardım et." 
Patikalardan yürüyerek aşağı indiler. Aşağı indiklerinde, tırmanmak üzere oraya doğru gelen yeni bir grup gördüler. İçlerinden biri
"Aranızda lens kaybeden var mı?" diye bağırdı.
Kemal´in sonradan öğrendiğine göre, lensi bir karınca taşıyordu ve karınca yürüdükçe yavaşça kayanın üzerinde hareket edip parlayan lens diğer grubun dikkatini çekmişti. 
Eve döndüklerinde Kemal lensini nasıl bulduklarını babasına anlattı. Bir karikatürcü olan babası da ağzıyla lens taşıyan bir karınca resmi çizerek, karıncanın üzerindeki baloncuğa şunları yazdı:
"Allah´ım; Bu nesneyi neden taşıdığımı bilemiyorum. Bunu yiyemem ve neredeyse taşıyamayacağım kadar ağır. Ama istediğin sadece bunu taşımamsa, senin için taşıyacağım..."
"BU YÜKÜ NİYE TAŞIYORUM" demeyin…
Hikayede olduğu gibi yüce Allah bu görevi karıncaya vermiş. Tüm zorluklarına rağmen pes etmemiş. Şikayet etmemiş. Başkası taşısın dememiş. Yeter artık birazda başkaları uğraşsın demeyi aklından geçirmemiş. Taşıyacağımda ne olacak, sonunda kazanacağım bir menfaat yok, bunu taşımaya ayırdığım zamanı yiyecek bulmaya ayırsam daha karlı bir iş yapmış olurum dememiş.
Sadece Allah’ın rızasını kazanmak için, hiçbir pazarlığa girmeden, elinden ne geliyorsa onu yapmış. En önemlisi Allah istedi diye yapmış. Ve inşallah kazanmış…
 
Yürekleri okyanuslar kadar geniş milli görüşçüler çok zor bir dönemden, çok daha zor bir döneme giriyorlar. Başlarına gelen kendi iç dinamiklerini bilen biri olarak yenilir yutulur cinsten değil. Tam bir travma.
13 senedir girilemeyen kaleye; yüreklerine girdiler. Sarsılmayan bir kalple dimdik duran insanlar nedeni ne olursa olsun savruldular. Şimdiye kadar kimsenin başaramadığını bu sefer başardılar. Defalarca denemelerine karşılık, onca vaatlere, psikolojik baskılara, hatır koymalara, dostluk, akrabalık ilişkilerine, çoluğuna çocuğuna, yeğenine komşusuna iş, aş vaatlerine rağmen her zamanda ve zeminde “bir elime ayı, bir elime güneşi verseniz asla vazgeçmem" kutsal duruşundan taviz vermediler. Ama ne olduysa oldu. Bu sefer başardılar.
Bu durumu mutlaka tahlil etmeliler; edeceklerdir. Şayet duygusal değerlendirmeler yaparlarsa ki bu daha önceleri çok olmuştur, bir kazanım elde edemezler. Bir istişare havuzu oluşturulmalı ve mutlaka herkes dinlenmeli. Dinleyenler hasbi tarafsız, anlatanlarda hasbi hesapsız olmalı. Hesaplaşma zamanı değil teşhis zamanıdır. Doğru teşhis doğru tedavinin başlangıcıdır.
Unutulmamalıdır ki her gece yeni bir güne gebedir. Tavsiye edilen normal doğumdur. Bu camia bunu başarabilecek bir geçmişe ve kadroya sahiptir. Ağlama zamanı değil düşünme zamanıdır, bağırma zamanı değil tamir etme zamanıdır.
O “Bir gün” mutlaka gelecektir. İşte o “bir gün” gelinceye kadar sabit kalın, rüzgarın şiddeti köklü bir çınara zarar veremez.
Siz zafere inanabilirseniz Allah onu size yaklaştıracaktır. Bunun şartlarından biri hasbi olmaktık. Gelin önce ailenizden, işyerinizden, akraba ve arkadaşlarınızdan başlayarak tamirata başlayın. Anlatmayın, yaşayın, örnek bir insan olarak yaşayın, kimliğiniz, siz anlattığınız için değil, yaşadığınız için tercih nedeni olacaktır.
İşte o zaman kelebeklerin kanatları rüzgarın yönünü değiştirecektir. İşte o zaman zafer size yaklaşacaktır…
Şunu hiçbir zaman unutmayın; karıncaya o görevi veren yüce Allah, bilin ki bu görevi sizlere nedensiz vermedi. Bu kutsal sorumluluk boşu boşuna mı sizlerin? Bu bir ayrıcalıktır. Herkese nasip olmaz. Tutunun. Sıkıca tutunun. Gevşemeyin ve asla üzülmeyin.
“BİZ SEÇİMLER İÇİN DEĞİL GELECEK NESİLLER İÇİN ÇALIŞAN BİR CAMİAYIZ.” “İMAN VARSA İMKÂN DA VARDIR. MİLLİ GÖRÜŞÇÜ ASLA VAZGEÇMEZ”      diyen bir öğretmenin talebelerine de sanırım bu yakışır.
Beşerin bir hesabı varsa Allahın’da bir hesabı vardır. Allah hesap yapanların en hayırlısıdır.
Vesselam…

SANAL KOCAELİ'DEN;
Düşünceleriniz bizim için çok değerli. Okuduğunuz haberler vemakalelerle ilgili olumlu veya olumsuz düşüncelerinizi, i
ster kendi isminizle, ister takma isimle YORUM GÖNDER köşemizden bizlerle paylaşmanızı rica ediyoruz. SAYGILARIMIZLA...
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner184