FLAŞ HABER
 Asıl oyun Buğday ile koyun..

     Kocaeli'nin sahil kasabası olan Karamürsel ilçesinde doğup büyüyen bir 21 yaşında bir gencim.Çocukluğum Yaz aylarında çiftçilikle uğraşan dedemin yanında geçti.Yaşım ilerledikçe Tarım, toprak ve hayvancılığa karşı büyük bir ilgi duymaya başladım.Yalova ESA süs bitkileri meslek lisesini bitirdim.Kirlenen dünya da Doğal yaşama olan özlemimden dolayı Kocaeli üniversitesi arslanbey meslek yüksek okulunda Organik tarım programından mezun oldum.Hemen akabinde bereketli tarım topraklarına sahip Tekirdağ da Namık kemal üniversitesi biyosistem mühendisliğine geçiş yapmak nasip oldu.

    Çevremde toprakla tarımla ilgili olan hareketlilik her zaman dikkatimi çekmiştir.Son bir kaç ayda Tekirdağ'ın köylerini karış karış gezebilme imkanı buldum.Yapılacak olan genel seçimler için Saadet partisi ile Tekirdağlı insanımızın derdiyle hemhal olduk.Ancak güzel ülkemizde Tarım ve hayvancılığa gereken önemin verilmemiş olduğunu görmek  benim için oldukça üzücü oldu.

    Öyle ki Olmazsa olmazımız olan buğday bu bölge için olduğu kadar ülkemiz için de temel taşlardan birisidir, her bir buğday tanesine ibretle bakılır ve özene özene yetiştirilir,en önemli gıdasıdır insan oğlunun.Buğdaya babalık yapan çiftçimiz Köylümüz bilinçli veya bilinçsiz olarak artan enflasyon karşısında buğday fiyatlarında bir artış görülmemesi ile fakirleştiriliyor.Örneğin; ekmek'in fiyatı artmasına rağmen ekmek'in hammaddesi olan buğday da artış olmamasından dolayı üretici zarar etmektedir.Köylümüz  zaten hakkı olanı alamamaktadır.Üstüne birde mazot fiyatlarında ki yüksek vergi, artan gübre ve tarım ilacı masrafları ile çiftçi köşeye sıkışmış vaziyette.Tarım kredi kooperatiflerine olan borçlarda ki faiz uygulaması da cabası. Buna rağmen buğdayın taban fiyatında çiftçimizi rahatlatacak bir artış olmaması tehlikeli bir durumdur. Bir köy de çiftçimiz çok kolay bir matematik hesabı ile ektiği buğdaylarına dolu vurması durumunda ikinci sefer ekim yaptığım an zarar edeceğim dedi.Açıkçası Tekirdağlı seçim değil geçim derdinde..Geçen sene hasadın başlamasına rağmen taban fiyatlarının açıklanmaması ve Ofislerin açılmayıp çiftçilerin  tüccarlara mahkum edilmesi çiftçimize verdiğimiz önemi gösteriyor.Aynı yıl ithal edilen makarnalık ve ekmeklik buğdaylar ülkemize giriş yapmıştı.Geçmiş yıllar da İlkokul kitaplarında ülkemiz için kendi kendine yeten bir ülkedir 'TÜRKİYE'  'den kendi kendine yetemeyen ülkeler sıralamasına gelmiş olmamız oldukça üzücü.En uzun süre ile tarım bakanlığı görevinde bulunarak tarihe geçen Mehdi eker ile beraberinde İthal ettiğimiz anguslar ve cumhuriyet tarihinde ilk olarak ithal ettiğimiz samanla da tarihe geçtik..Hayvancılık sektörümüz de keza aynı şekilde enflasyonun mağduru.Yem fiyatlarının artmasına rağmen süt fiyatlarının artmaması fakirleştiğimizi gösteriyor yine enflasyon karşısında.Maalesef  tarım ve hayvancılık stratejik bir konum olarak görülmediğinden oluyor bunlar.Seçim yaklaşırken geçtiğimiz haftalar da çiftçilerimize destek ödemeleri verildi.Verildi verilmesine de çiftçiler destek değil, "mahsule gereken önemin, hakkı olan  taban fiyatının  verilmesinin en hayırlı destek olacağı dile getiriyorlar.Atalarımız buğday ile koyun gerisi oyun demişler ancak görülüyor ki asıl oyun! buğday ile koyun..

    Tekirdağ ve civarında ki köylerde 200 bin dekar civarında arazi satıldığını ve sattıklarını söylüyor köylüler.Araziyi kimin kimlerin aldığı belli değil.2-3 alıcı el değiştiriyor takibi mümkün olmuyor.Köy de kahve işleten Hayrabolulu bir abimiz sattığı arazi için üretim yapılmasının mümkün olmadığını sapa ve verimsiz bir yer olduğu ve alan kişiye de burayı alıyorsunuz da ne yapacaksınız diye sorduğunda. cevap net; sen parana bak! Köylü de bakıyor tabi, zaten borç batağın da... Dekarı bin lira olan arazilere 4 bin lira fiyat verilince çiftçi hemen hesap kitap yapıyor ve Mahsule gereken önem verilmemesi ile köylünün aç bırakılması neticesinde satmak işletmekten daha cazip geliyor.Verimli verimsiz fark etmeden köylü toprağını kaybediyor.Ayrıca Trakya bölgesinde yapılan araştırmalara göre doğalgaz ve kaya gazı  rezervleri  ile 40 yıl yetecek potansiyel olduğu biliniyor.Biz kendi kendimize yeteceğimiz gibi müslüman coğrafyasına da yetecek bereketli topraklarda yaşıyoruz.Ancak enerji potansiyelimizi yani topraklarımızı nerelere satıyoruz kimlere satıyoruz kim bilir?(Değil aslında sadece biz bilmiyoruz.)Toprak satmak vatanı satmaktır.Bu bereketli topraklarımızı, kaynaklarımızı  köylülerimiz  ile değerlendirdiğimizde ülkemiz potansiyel  güç olmaması için hiç bir engel yoktur aslında.Bu sayede köylümüz, memurumuz, işçimizde kazanır.

      Çok az azımsanacak istisnalar dışında konuştuğumuz her köylü dertli, çiftçimiz mutlu değil, yüzü gülmüyor.Bir dönem daha aynı hükümetle kalırsak köyü bırakıp gideceklerini dile getiriyorlar.Milli ittifak'ı saadet partisini anlatıyoruz.Necmeddin ERBAKAN deyince herkes orada dur diyor.Çiftçiye emekliye, işçiye, memura bakan adam diyorlar hocam için, hala onun ürettiği pancar motorlarını kullanıyoruz diyenler de var.İstisnasız her köyde karşılaştığımız bir olaydır.Milli görüşün yaptıkları yapacaklarının teminatıdır.Şuan Mecliste ki partilerin de yapılması gerekeni hakkıyla yapmadıklarını söylüyoruz.Açtığımız her fabrika bir kaledir diyoruz, köylümüzü çiftçimizi  desteklediğimiz  gibi her zaman destekleyeceğimizi dile getiriyoruz,devletimizin yaşaması için üreten insanımıza her zaman sahip çıkacağımızın teminatını veriyoruz ve Saadet partisine oyları istiyoruz..

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×

banner184